10 Aralık 2008 Çarşamba

MARTI YÜZÜ

VOLKAN KONAK'IN kasetinde okuduğu benim çok sevdiğim güzel şiiri




Deniz kıyısında
Bir martıyla konuşurken görüyormuş
Dostlarım beni sürekli,
Bir kaptanım çünkü kağıt gemilerden emekli
Gülemedim ki hiç,
Hasta yatağının başucunda
Haberi bu yüzden yoktur annemin
Sol yanağımdaki gamzeden
Komodinin üstündeki
İlaçların sayıları arttıkça
Gökdelenin uzamasına sevinirdim
Ve bilemezdim,
Annemin yaşantısındaki renkliliğin
Yalnızca raflara dizili kavanozların içerisindeki
eçeller olduğunu
Bilerek mi almadın giderken
Başının yastıkta bıraktığı çukuru.
Güveniyordum oysa ben sevgimize
Vapur iskelesi ya da tern istasyonundaki
Saatin doğruluğu kadar.
Beni senin gibi
Bir de annem terk etmişti
Ki göbeğimde duru
Onun yokluğundan bana kalan çuku.
Sıralanmış saksılar vardı.
Limana bakan penceremizin önünde
Ve çiçekler arkasında
Ekmek kırıntıları serpen
Martı yüzlü bir anne
Terasta toplanan kadınlar
Limandaki beyaz geminin ışıkları yanınca,
Dedikodusunu yapmayı unuturlardı.
Tam o saatlerde sokaktan geçen biletçi kızın
Annesinin dizlerinin dibinden hiç ayrılmayan
Uslu bir çocuk gibidir limandaki deniz
Ama sokağa çıkıp dalga olmak geçer yüreğinden
Hiçbir bardakta dudak payı bırakmadınız bana
Bir kaşık sesini bile çok gördünüz
Şekersiz içerek çaylarınızı
İki çocuk rahatlıkla oturduğumuz kapının eşiğine
Kendi başıma zor sığıyorum bugün
Büyüdükçe insan yalnız mı kalıyor ne?
Kabuğunu koparmadan,
Ne bir elmayı soyabildim
Ne de iyileştirebildim bir yaramı
Ama karşıma çıkınca
Kızmadım hiç elma kurduna
Bendim çünkü bıçağı saplayan
Onun yurduna
Büyüklerle ben yapamıyorum
Çocuklarda almıyor beni oyunlarına
Devlet dairesinde
Yangından kurtarılamayacak sıkışmış
Bir çekmece gibiyim açılamıyorum sana.
Kardeşiyle sokaklarda
Hep bir örnek giydirilen sen
Nasıl sevmezsin eşitliği,
Yürürken düşen çoraplarını
Aynı hizaya getirmek için
Annen değilmiydi önünde diz çöken
Yol kenarlarındaki yağmur mazgallarını
Kumbara sanıp harçlığımı atardım
Bu yüzden en çok denizden alacaklıyım

Hiç yorum yok: